1. Doğrudan Sonuç: 

Türk hukukunda konkordato, mali darboğaza giren, borçlarını ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında olan borçlular için iflasa karşı geliştirilmiş en güçlü hukuki koruma kalkanıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 285-308 hükümleri uyarınca ve özellikle 7101 sayılı Kanun ile yapılan köklü değişiklikler sonrasında, borçluya mahkeme koruması altında borçlarını yeniden yapılandırma imkanı tanınmıştır. Bu sürecin müvekkiller açısından doğrudan ve en hayati sonucu; mahkemeye yapılan başvurunun kabulü ile birlikte borçlu aleyhine yürütülen tüm icra ve iflas takiplerinin durması, yeni takip başlatılamaması ve işletmenin ticari hayatına nefes alarak devam edebilmesidir.

2. Kavramsal Çerçeve ve Terminoloji: 

Konkordato sürecini doğru yönetebilmek için temel kavramların iyi anlaşılması gerekmektedir. Konkordato, en yalın haliyle, dürüst bir borçlunun alacaklılarının belirli bir çoğunluğu ile yaptığı ve mahkemenin onayı (tasdiki) ile geçerlilik kazanan bir borç ödeme anlaşmasıdır. 

Geçici Mühlet: Başvurunun eksiksiz yapılması halinde mahkemece verilen ve 3 aya kadar süren ilk koruma kalkanıdır (İİK m. 287). 

Kesin Mühlet: Geçici mühlet içinde başarı umudu görülürse verilen 1 yıllık asıl yapılandırma dönemidir (İİK m. 289). 

Konkordato Komiseri: Mahkeme tarafından atanan, borçlunun faaliyetlerini denetleyen ve projenin uygulanabilirliğini raporlayan bağımsız uzmandır. 

Ön Proje: Borçlunun borçlarını hangi vadede, hangi oranda ve hangi kaynaklarla ödeyeceğini gösteren, sürecin kalbini oluşturan teklif metnidir. 

3. Doktrindeki Ana Yaklaşımlar:

Hukuk doktrininde konkordato kurumu değerlendirilirken iki ana yaklaşım öne çıkar. Birinci yaklaşım, işletmelerin yaşatılmasının ekonomik bütünlük ve istihdam açısından iflastan çok daha faydalı olduğunu savunur. İkinci yaklaşım ise, alacaklıların mülkiyet haklarının korunması gerektiğine odaklanır. Kanun koyucu, 7101 ve sonrasında 7251 sayılı Kanun ile yaptığı güncellemelerde bu iki yaklaşım arasında bir denge kurmaya çalışmıştır. Özellikle muhasebe denetiminin ve bağımsız denetim raporlarının zorunlu kılınması, sadece "dürüst ve projesi gerçekçi" borçluların bu sistemden yararlanmasını sağlama amacını taşır. 

4. Yaklaşımlar Arasındaki Ayrışmalar ve Çatışmalar :

Uygulamada ve teoride en büyük çatışma, borçlunun kurtulma çabası ile alacaklıların (özellikle bankaların) alacaklarını tahsil etme iradesi arasında yaşanır. Toplam borç içerisinde nitelikli paya sahip olan bankaların konkordato projesine olumsuz yaklaşması, sürecin başarısızlıkla sonuçlanmasının en temel nedenlerinden biridir. Borçlunun sunduğu ön proje ile komiserin hazırladığı mali durum raporu arasındaki uyuşmazlıklar da alacaklı itirazlarına (muhalefet) zemin hazırlamaktadır. Bu çatışmalar, sürecin uzamasına ve tasdik ihtimalinin düşmesine yol açabilmektedir.

5. Usulî Sonuçlar ve Dava Stratejisine Etkileri : 

Konkordato, usul kurallarının son derece katı uygulandığı bir süreçtir. İİK m. 286 uyarınca başvuru dilekçesine; konkordato ön projesi, malvarlığı durumunu gösteren belgeler (bilanço, gelir tablosu), alacaklı listesi ve bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan finansal analiz raporu eklenmek zorundadır. 

Stratejik Etki: Bu belgelerden herhangi birinin eksikliği, mahkemenin talebi esasa girmeden usulden reddetmesine yol açar (Bu konuda bakınız→Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik)

Mühlet Süreçleri: Belgelerin tam olması halinde mahkeme derhal 3 aylık geçici mühlet kararı verir ve icra takipleri durur. Sürecin olumlu ilerlemesi halinde 1 yıllık kesin mühlet kararı alınır. 2021 yılında yapılan mevzuat değişikliği ile geçici mühlet kararının Ticaret Sicili Gazetesi ve Basın İlan Kurumu resmi portalında ilanı zorunlu hale getirilmiş, ayrıca belirli büyüklükteki dosyalar için 3 komiser atanması kuralı getirilmiştir. 

6. Maddi Hukuk Sonuçları ve Risk Alanları :

 Konkordatonun başarıya ulaşması (tasdiki), İİK m. 305'te belirtilen katı maddi hukuk şartlarına bağlıdır. 

Tasdik Şartları: 

Teklif edilen ödeme tutarının, borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçecek tutardan mutlaka fazla olması gerekir. Ayrıca, borçlunun teklif ettiği kaynakların borçla orantılı olması ve kanunda aranan kanuni alacaklı nisaplarının (alacaklıların sayı ve alacak miktarı bakımından 2/3 çoğunluğu veya sayıca yarıyı aşan ancak alacak miktarının 3/4'ünü oluşturan çoğunluk) sağlanması şarttır. 

Risk Alanları: 

Sürecin kötüye kullanılması (suiistimal) en büyük risk alanıdır. Sahte bilançolarla veya iflastan mal kaçırma kastıyla yapılan başvurular, mahkemece kanun kapsamında reddedilir ve borçlu hakkında doğrudan iflas kararı verilebileceği gibi cezai sorumluluklar da doğabilir. 

 

Müvekkillerin en çok sorduğu ve uygulamada hayati önem taşıyan konulardan biri  ise kefalet ilişkileridir. Şirket borçlarına şahsi kefaleti bulunan şirket ortakları veya yöneticileri, şirket konkordato ilan etse dahi kendi malvarlıkları üzerinden icra tehdidi altında kalabilirler. 

Bölge Adliye Mahkemesi (BAM 17. Hukuk Dairesi 2019/3474) içtihatlarına göre; şirket borcuna kefil olan gerçek kişilerin de konkordato talep etme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu kişilerin, sadece şirketin projesine sığınmaları yeterli değildir; kendi şahsi malvarlıklarına ve gelirlerine dayalı, somut, bağımsız ve gerçekçi bir iyileşme projesi sunmaları zorunludur.

7.İstisnalar ve Belirsizlikler:

Süreç içerisinde bazı istisnai durumlar ve belirsizlikler müvekkiller için zorluk yaratabilir: 

Kamu Alacakları: 

Konkordato projesi tasdik edilse dahi, kamu alacakları (vergi, SGK primleri vb.) imtiyazlı statüde değerlendirilir ve projeden bağımsız olarak öncelikli tahsil edilme hakkına sahiptir.

Komiser Raporlarındaki Gecikmeler: 

Komiserlerin raporlarını yasal süresi (güncel mevzuata göre 1 ay) içinde sunamaması, mühletlerin uzatılmasına ve alacaklıların güveninin sarsılmasına neden olabilmektedir.

Bankalarla Müzakere: 

Bankaların projeye ikna edilememesi durumunda, adi alacaklıların oyları tasdik için yeterli olacak mıdır? Bu durum, projenin bankaların da kabul edebileceği şekilde revize edilmesini zorunlu kılmaktadır.

8. Sonuç ve Pratik Değerlendirme :

Konkordato, mali krize giren işletmeler için iflası önleyen, ticari itibarı koruyan ve borçları ödenebilir seviyelere çeken cankurtaran niteliğinde bir kurumdur. Ancak yukarıda detaylandırıldığı üzere; başvuru evraklarının eksiksiz hazırlanması, bağımsız denetim raporlarının kusursuzluğu, komiser heyeti ile uyumlu çalışma ve özellikle bankalar başta olmak üzere alacaklılarla yürütülecek müzakereler sürecin kaderini belirler. Hatalı bir ön proje veya eksik bir bilanço, kurtuluş umudunu iflas kararı ile sonlandırabilir. Bu zorlu ve teknik süreçte, telafisi imkansız zararlara uğramamak adına alanında uzman bir hukuki destek almak hayati önem taşır. Şirketinizin mali durumunun hukuki analizi, konkordato ön projesinin hazırlanması, başvuru sürecinin yönetilmesi ve alacaklı toplantılarında haklarınızın en güçlü şekilde savunulması için profesyonel avukatlık hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz. İşletmenizin geleceğini güvence altına almak ve hukuki risklerinizi sıfıra indirmek için bizimle iletişime geçerek ön değerlendirme talep edebilirsiniz. 

 

Her uyuşmazlık, kendine özgü koşullar içerdiğinden; bu yazıda yer alan bilgilerin, kişisel veya kurumsal hukuki sorunlara doğrudan uygulanması hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle, hukuki süreçler bakımından somut durumunuza uygun hukuki değerlendirme için bir avukata danışmanız önemle tavsiye edilir.

 

                         © Av. Ömer Faruk Akbaş – Tüm hakları saklıdır.